turkha (İzlenimler)
21 Ocak 2012

Geri Geldi

Uzun zamandır kapalı olan güncem geri geldi. Geri dönüşün şerefine, buyrun Fuat’tan gelsin.


Fuat – Geri Geldi

30 Mayıs 2010

Bu Sokak

gürültü hududun uzağında
bu sokakta,
kokoreççinin ışıkları bağırmakta,
kahveden okey taşları,
çok şey konuşmayıp
çok konuşan gençlerin otuziki dişleri,
yol kenarında, içinden uğursuz bakışlar saçan,
müzik çaları arabesk parçalayan arabaları
ve alışveriş merkezlerinden
poşet sesleri taşmakta,
bu sokakta.

yalnız olmak bile
yasak insana,
sessiz kalmak,
düşünmek gibi,
düşlemek gibi.

27 Mayıs 2010

Bursa’da Akşam

Bursa’da akşam
hem de burasında,
buram buram yalnızlık kokar;
özellikle de bu akşam,
bulutsuz,
yıldızlı ama umutsuz
bir de soğuk ki buz
kesersin, buyarsın.

Bursa’da bu akşam,
buruk kalkarsın masadan,
bunca kadeh, dersin
Bursa’da, akşama bu suçları atan;
o veda busesi aklında,
buğusunu silerken gözlerinin
burda olsa, dersin
o burda olsa da
Bursa’da hep akşam olsa.

15 Nisan 2010

Aç Kanatlarını

bir gün gelecek,
okuduğumda bu yazdıklarımı,
baktığımda aynadan yansıyan yüzüme,
tanıyamayacağım kendimi;
nefret edeceğim aynadakinden…

seni görmediğim günleri hatırlıyorum da,
deli oluyordum sanki,
şimdi ise gidiyorum
bir daha seni görmemek üzere,
seninle olan hayallarimi de sana bırakıp,
gidiyorum.

kapkaranlık olana dek her yer,
gitmeye devam edeceğim.
ve şimdi düşünüyorum da,
özenle baktığım çiçeklerim hiç olmadı,
hangi yüreğe girsem çıkmaz sokaktı,
hangi çöpü çeksem o kısaldı, hep kısaldı…
gitmek en iyi karardır,
kalmak bu denli anlamını yitirince.

gittiğim yerde biter mi bilmiyorum bunlar,
bilmiyorum…
seni diliyorum giderken hala,
hadi diyorum
aç kanatlarını,
al beni.

04 Nisan 2010

Benim Her Bakışım

yapmak bana zor gelince,
dilim kelepçelenince gururumca,
hışırtılarıyla bana seslendiğini düşündüğüm
sarı yapraklardan medet umdum;
umdum ki o ezip geçtiklerin
yapışsın bacaklarına,
ben sana gitme diyemedim ya güzel,
onlar seni alıkoysa
gitmekten.

hani gözlerimin içine baktın ya,
bakışlarımı kaçıran bir biçimde,
keşke diyorum şimdi;
madem ki dilimi esir aldı gururum,
gözlerimi esirgeyebilseydim keşke,
fazladan bir şey yapmama gerek yoktu çünkü
benim her bakışım sana,
“seni seviyorum”du.

kalbim de kilitlenemez ya,
ben ölsem de,
en azından o sağ.

01 Nisan 2010

Twitli Günler

Uzun süre direnmiştim sosyal mecralara üye olma konusunda. Geçen yıl Mart ayında facebook’a dahil olmam ile de bir gevşedim pir gevşedim bu hususta. Şimdilerde yeni oyuncağım twitter oldu. Ünlülerle cebelleşir olduk. Kim ne yazıyor, güncel konulardaki yorumları neler, birbirleri ile neler kaynatıyorlar falan filan.

En çok twitleyenlerin başında Cüneyt Özdemir geliyor. Mazhar Alanson, Ceyhun Yılmaz, Ali Okancı, Ersin Düzen, Nil Karaibrahimgil, Ahmet Hakan, Tuna Kiremitçi ve Yekta Kopan da takipçileri. Feridun Düzağaç da yazıyor, eskisi kadar olmasa da. Bir de Ata Demirer vakası oldu geçen. İşime konsantre olamıyorum diyerek terk etti twitter’ı. Geçenlerde Tuna Kiremitçi ile İclal Aydın kapışmış twitter’dan.

En güzeli de televizyondan maç izlerken twitter’ın açık olması. Bağış Erten bir yandan, Banu Yelkovan öte yandan, Ali Okancı, Ersin Düzen ve Kanat Atkaya her bir yandan maçı konuşuyorlar, pardon twitliyorlar. Tenis maçı havasındaki Arsenal – Barcelona maçına üçüncü boyut da twitter’la geldi anlayacağınız. Kafalar bir Barca yarı sahasında, bir Arsenal yarı sahasında, bir de twitter’a çevrildi. Bakalım bu oyuncak beni ne kadar eğleyecek. Ha bu arada, takip etmek isteyenlere; http://twitter.com/alaturkha.

27 Mart 2010

Adam

Nereden geldiği belli belirsiz bir adam
dolaşıyor ortalıkta
bakışlarıma
ve ayaklarıma dolanarak.
Çıplak ayaklı bu adam
sanki aç,
gözleri karanlık
adımları gibi.

Nereye gideceğini bilmeyen adam
sıkışmış adeta
hayat denilen örümcek ağına,
kaderinin ördüğü.
Ağ örülmüş ya bir kere
avcı aramaya ne hacet;
avcı çok, pek çok.

26 Şubat 2010

Yine

söylemek kolay,
yapmak nasıl dersin?
ya katlanmak…
çekip gitmek harcımız değildi,
şimdi senden habersiz,
sen sessiz
şimdi ben kimsesiz.

yine yalancı baharlar,
buruk mutluluklar,
ılık yağmurlar iliklerime kadar…
yine yarım her yanım.
işte yine, yalnızım.

08 Şubat 2010

Webdenadam

Son günlerde tam bir webdenadam oldum. Üç günde üç web sitesi yaptım. Bir tanesi kendi projem, ikisi dışarıya. Gündüzleri uyudum, geceleri çalıştım; dengemi alt üst ettim, ama iyi de vakit geçirdim.

Gelelim kendi projeme. Sevdiğim bir adam için yaptım siteyi, Feridun Düzağaç için. Kendisi geçmişte var olan resmi web sitesini ani bir kararla kapatan, halihazırda resmi sitesi olmayan bir isim. Ancak bizim gibi hayran sitesi hazırlayanlar var. En bilineni lavinya.net; tasarım olarak sınıfta kalsa da içeriği gayet zengin. Ben de kendimce bir şeyler yaptım, umarım güzel bir paylaşım ortamı olur. Adresi vereyim, www.feridunduzagac.tk, verdim.

Son olarak, bir süre yazamayacağım buralara, haberiniz ola. Sağlıcakla.

08 Şubat 2010

Göçebe

Hepimiz okumuşuzdur defalarca, ilk ve orta öğrenim esnasında duymuşuzdur hocalarımızdan sık sık. “Ege’de dağlar denize dik uzanır”, “Bir yıl 365 gün 6 saattir”, “İç karışıklıklar ve taht kavgaları…” ekolünün temsilcilerindendir, “Türkler göçebe hayat tarzını benimsemiştir” cümlesi. Soyadımdan mıdır bilmem, bitmedi şu göçebe hayatım. Hala bir Hun, bir Göktürküm; terfi edemedim Uygurluğa.

Çorum’da kuruldum. Alican köy dese de muhitinin en gelişmiş kentlerindendir Çorum. Yükselme dönemini de bu can kentte yaşadıktan sonra Ankara’ya düştü yolum. Bir duraklama ve gerilemenin ardından devamını oku »